Ceza infaz kurumlarında görev yapan İnfaz ve Koruma Memurları, adalet hizmetlerinin en hassas halkalarından birini oluşturmaktadır. Özellikle hükümlü ve tutuklu nakil görevlerinde, güvenlik ve disiplinin yanı sıra insan onuruna saygı temelinde hareket edilmesi, mesleğin asli sorumlulukları arasındadır.
Son dönemde bazı araç oturma düzenlemelerinde, Jandarma personeli ile İKM’ler arasında yaşanan yetki ve konum tartışmaları, kurum içi huzuru olumsuz yönde etkilemeye başlamıştır. Özellikle araç içinde oturma sırası veya yer tercihleri üzerinden yürüyen bu tartışmaların, kimi durumlarda İKM personeline yönelik psikolojik baskı ve dışlayıcı tutumlara dönüştüğü ifade edilmektedir.
Bu tür davranışlar, yalnızca meslek onurunu zedelemekle kalmamakta; görev bilincini, ekip uyumunu ve operasyonel güvenliği de tehlikeye sokmaktadır. Oysa nakil araçlarında görev yapan her personel, farklı kurumlara bağlı olsa da aynı amaca hizmet eden kamu görevlileridir. Görev esnasında karşılıklı saygı, dayanışma ve görev paylaşımında adalet esas olmalıdır.
Bu nedenle, hem görev disiplinini hem de personel psikolojisini koruyacak şekilde, araç oturma düzenine ilişkin açık ve bağlayıcı bir yönerge hazırlanması önem arz etmektedir. Bu düzenleme, taraflar arasında olası yanlış anlamaları ve keyfi uygulamaları önleyecek; personel arasındaki saygı ve iş birliğini kurumsal zeminde güçlendirecektir.
Unutulmamalıdır ki, adalet sisteminin sahadaki başarısı, kurumlar arası hiyerarşiden değil; ortak sorumluluk bilinci ve meslek dayanışmasından güç alır.
Son dönemde bazı araç oturma düzenlemelerinde, Jandarma personeli ile İKM’ler arasında yaşanan yetki ve konum tartışmaları, kurum içi huzuru olumsuz yönde etkilemeye başlamıştır. Özellikle araç içinde oturma sırası veya yer tercihleri üzerinden yürüyen bu tartışmaların, kimi durumlarda İKM personeline yönelik psikolojik baskı ve dışlayıcı tutumlara dönüştüğü ifade edilmektedir.
Bu tür davranışlar, yalnızca meslek onurunu zedelemekle kalmamakta; görev bilincini, ekip uyumunu ve operasyonel güvenliği de tehlikeye sokmaktadır. Oysa nakil araçlarında görev yapan her personel, farklı kurumlara bağlı olsa da aynı amaca hizmet eden kamu görevlileridir. Görev esnasında karşılıklı saygı, dayanışma ve görev paylaşımında adalet esas olmalıdır.
Bu nedenle, hem görev disiplinini hem de personel psikolojisini koruyacak şekilde, araç oturma düzenine ilişkin açık ve bağlayıcı bir yönerge hazırlanması önem arz etmektedir. Bu düzenleme, taraflar arasında olası yanlış anlamaları ve keyfi uygulamaları önleyecek; personel arasındaki saygı ve iş birliğini kurumsal zeminde güçlendirecektir.
Unutulmamalıdır ki, adalet sisteminin sahadaki başarısı, kurumlar arası hiyerarşiden değil; ortak sorumluluk bilinci ve meslek dayanışmasından güç alır.






